RÖPORTAJ

HAFTANIN KONUĞU AV. BURAK BAYRAM

Bu hafta konuğumuz avukatlık mesleğini icra eden, aynı zamanda müzik ve tiyatro ile ilgilenen  Av. Burak BAYRAM.

HAFTANIN KONUĞU AV. BURAK BAYRAM

Kendisi ile gerek mesleği gerekse sanat hakkında kısa bir söyleşi yaptık. Ben sordum kendisi içten ve samimi olarak cevapladı. Biz konuşurken çok eğlendik umarım sizde okurken eğlenirsiniz.

UMUT ŞAHİN    : Merhaba Burak, Bize kendinden biraz bahsedebilir misin?

Av.Burak BAYRAM : Merhaba Umut hocam. Kendimden bahsetmem gerekli ise şöyle diyeyim. Orta yaş sınırının biraz altında, tam zamanlı avukat, yarım zamanlı gitarist, daha az zamanlı tiyatrocu bir bireyim diyebiiliriz.

U.Ş:Tam zamanlı avukatı anladım ama yarım zamanlı gitarist ve daha az zamanlı tiyartorcu nasıl oluyor?

B.B:Hocam aslında size anlatmak gereksiz ama yine de açıklayayım. Aslında avukatlıkdan arta kalan sürede ilk ilgi alanım müzik olduğu için yarım zamanlı gitarist diyorum. kendime gerçi çok iyi olmasam da kendimi şımartmayı seviyorum diyelim biz buna. Daha az zamanlı tiyatrocu kısmı ise şöyle, siz ne rol verirseniz ben onu oynamaya çalışıyorum diyelim. Konu kapansın bence yoksa işin içinden çıkamayacağız.

U.Ş: Peki bu kadar meşgale içerisinde aile hayatın nasıl ilerliyor yani ailene zaman ayırabiliyor musun?

B.B : Ailemin her hangi bir şikayeti yok desem yerinde olur sanırım. Bir tane kızım var o gitarlarımla onamaktan memnun diye düşünüyorum. Üç yaşında olması sebebi ile daha çok telleri çekerek parçalamaya çalışsa da halinden menun. Eşim arada şikayet ediyor ama sağolsun anlayışlı davranıyor. Belki benimle çok muhattap olmak istemiyordur orasını eşime sormanız lazım. Tabi bu işin şakası aileme her zaman ayıracak zamanım vardır her ne kadar sanatı sevsem de ailem benim için önceliktir.

U.Ş.: Tiyatro ile tanışman nasıl oldu, nasıl oynama isteği geldi?

B.B : Tiyatro ile tanışıklığımız son üç seneye kadar sadece yüzeyseldi. Çok fazla oyun oynayan ya da şu oyun gelmiş hemen bilet alayım diyen bir insan değildim. Daha çok diğer aktiviteler ilgimi çekerdi. Üç sene önce Baro’nun lokalinde otururken bir arkadaşım, Baro’nun tiyatro oyunu için bir rolün eksik olduğunu söyleyip beni provaya götürdü. Ben de oynamaktan keyif aldım devamı geldi.

U.Ş. : Devamı geldi demekten kastın nedir? Netice de daha az zamanlı tiyatrocu demiştin biraz açıklar mısın?

B.B : İlk oyunumuz Huri ODABAŞ hocamızın yönettiği “Ordu’nun Dereleri” isimli oyundu. Az önce bahsettiğim Baronun oyunu bu oyundu. Bu oyunda canlandırdığım karakter sanırım bana uygun bir karekterdi. Netice de amatör tiyatro keyif almak esasına ve gönüllülük esasına dayalı bir durum. Sonrasında sizin de malumunuz olduğu üzere “Resimli Osmanlı Tarihi” isimli oyunu oynadık. Bu oyunu da siz yönettiniz o sebeple size hocam diyorum. Oyunda bana layık gördüğünüz roller padişah olunca sanırım benimde biraz gurum kabardı. İştaha geldim. devamında zaten sizinle yapmış olduğumuz doğaçlama tiyatrolar ve prova aşamasında olan oyunlarımız var. Açıkçası sabırsızlanıyorum sahneye yeniden çıkmak için.

U.Ş : İlk defa tiyatro oyuncusu olarak sahneye çıktığında ne hissettin?

B.B : Açıkçası ilk başta heyecandan pek bir şey anlamadım. Sonra sonra biraz rahatlama gelince oyunun güzelliği veya, kötülüğünün her hangi bir önemi olmadığını sahne arkasında yapılan çalışmanın neticesini almanın, zevki daha baskın geldi diyebilirm. Neticede amatör oyuncu olsam bile insanların alkışlaması, seyircinin sizi kendine yakın hissetmesi ve daha bir sürü şey tamamı ile provaların düzgün şekilde yapılmasına bağlıymış. Bunu farkedince oyunun iyi tepki alması emeğin karşılığını almak hissi veriyor insana.

U.Ş. : Müziğe karşı ilginden bahsetmiştik. Müzikle tanışman nasıl oldu ve hangi tarz müziklerden hoşlanırsın?

B.B. : Müzik benim için aslında farklı bir durum ilgiden çok yasak aşk gibi bir şey. Hani eski türk filimlerinde olur ya adam sever ama kavuşamaz ona benzer bir durum. Daha çok rock tarzından hoşlanıyorum ama tabi güzel olan her şeyi dinliyorum. Güzel derken şöyle anlatalım ben daha çok canlı enstrüman çalınan tarzları seviyorum. Elektronik müzik pek bana hitap etmiyor.

U.Ş. : Nasıl oluyor sevipte kavuşamamak durumu?

B.B : Ben lisenin ikinci sınıfındayken gitar ile ilk ciddi münasebetimi yaşadım diyebilirm. Bir nevi güzelliğini farkettim ama geç kalınmış bir farketme durumuydu bu. Malum bu işlere erken başlamak her zaman daha iyidir. Bir de buna hayat telaşesi ve gelecek kaygısını da eklerseniz kendisi yasak aşk gibi kaldı hayatımda, o yüzden ancak yarı zamanlı gitarist olabildim. Şimdi bir amatör rock gurubumuz var orada çalıp söyleyip kendimizi mutlu ediyoruz. Bende sevgilim ile buluşuyorum böylece.

U.Ş : Hayatında bu kadar çok sanatla ilgili hobin olduğuna göre kitaplarla da aran iyidir diyebilir miyiz?

B.B : Kitaplarla aramın iyi olduğunu düşünüyorum. Tabi takdir ettiğim bazı insanlar var, onlar kadar aramın iyi olmasını çok isterdim ama bu arkadaşalara bakınca sanırım biraz tembelim bu konuda. Yine de okumaya çalışıyorum diyelim.

U.Ş. : Ne türde kitaplar okuyorsun, çok beğendiğin bir yazar var mı?

B.B. : Daha çok fantastik türde kitaplar okuyorum. Hayal gücüne hayranlığım var diye düşünüyorum. Bu alanda Dünya’da çok yetkin yazarlar var tabi. Sapkowski, Asimov gibi ama hayran olduğum yazar J.R.R Tolkien. Bence fantastik edebiyatın patronu.

U.Ş : Son olarak yaşadığımız şehirde nasıl bir sanat anlayışı olmasını istersin?

B.B. : Açıkçası bu konu üstüne pek bir kafa yormadım diyebilirim. Ama hızlıca düşünmem gerekir ise daha özgün bir sanat anlayışı olması gerektiği kanaatindeyim. Yani üretimin daha açık ve çeşitliliğin çok olduğu bir sanat şehri potansiyeli olduğuna inanıyorum.